“Ben sığ denizleri bilmem, boğulmayacağım sulara dalmam.
n
Göğsünü yakmıyorsa sevgiyi aşktan saymam.”
n
n
“Onunla aynı masaya otururduk. Aynı sofrada yemek yerdik. Aynı evde dolaşırdık. Aynı şehirde, aynı semtte yaşardık. Fakat hiçbir zaman aynı dünyaya ait olamamıştık.
n
Karşısına oturup bakışlarımı üzerinde arsızca gezdirdiğimde bile gözleri gözlerime değmezdi. Sanki içinde boğulacağım o mavi gözlerine bir kere daha bakarsam kaybolurmuşum gibi kaçırırdı benden.
n
Yine de onu severdim.
n
Her şeye rağmen.
n
Çünkü kalbimdeki karadeliğin içinde yok olduğunu hissetmediğim tek duygu buydu. Atlas Katrivas’a duyduğum çekim bana yaşadığımı ve hâlâ var olduğumu hissettirirdi.
n
Ben onun açtığı yaraya bile sadıktım. Göğsümde hissettiğim öfkeye, onun için aldığım nefese, kalbime sığmayan nefrete bile sıkı sıkı bağlıydım.
n
O ise...
n
Atlas’tı işte.”
n
n
“Şimdi sen arkandaki kalabalığa aldanıyorsun.
n
Biz ikimiz, o kalabalığın içinde yapayalnız kaldık, kabullenmiyorsun.
n
Gün geçtikçe eksiliyor yüreğin, fark etmiyorsun.
n
İnsana yalnızlık da öğretilir sevgilim, sen acıyı hiç tanımıyorsun.”
(Tanıtım Bülteninden)