Farz et ki bir şehirdeyim, bozuk yolları, yılgın yıllara emanet edilmiş, yerli/eski yabancısıyım. Korkunç çekememezliklerin neşterinde kanıyordu gülümsemem. Sonra yanıyordu kalbimin yamacındaki bozkırlar. Sus desem, susmazdın. Ağlıyordun. Ve gözlerin, gözlerin ikimize de başkaldırmış iki çılgın nehirdi. Bedenine sardığın o ince tüllü gecelerin teni, saçlarının serinliğinden ürperip titreme krizine tutulmuştu. Gözlerin, ıslak haliyle ışığını damıtıyordu yıldızlara. Ben, yaz gecesinin birinde, dam üstü göğü yorgan belleyip, uzanıp yatmaya çalıştığımda, yıldızlardan en parlağının sen olduğu inancıyla iki elimi birbirine kavuşturup, dualar okuyordum.
(Tanıtım Bülteninden)
Internet Explorer tarayıcısının 9.0 ve daha eski sürümlerini desteklememekteyiz. Web sitemizi doğru görüntüleyebilmek için tarayıcınızı güncelleyebilirsiniz, güncelleyemiyorsanız başka bir tarayıcıyı ücretsiz yükleyebilirsiniz.