Özgürlüğünden yoksun insan, kanadı kırık bir kuşa benzer. Kanadı kırık kuş nasıl ki uçamaz, bir zamanlar süzüldüğü engin göklerden mahrum kalır ve her an bir düşmanının avı olmaya adaysa, bizler de bu paslı kafese kıstırılmış, özgürlüğümüzden edilmiştik. Üstelik bizim avcılarımız, insanlıktan nasibini almamış, can sıkıntısını işkenceyle gideren, acı çektirmekten zevk duyan bir ruh haletine bürünmüş kişilerdi.Onların, koğuş kapısının önünde belireceği anı beklemek, bir işkenceydi. Kapıdaki gözetleme penceresinin sürgüsünün o kulakları tırmalayan, metalik sesini duyar duymaz, herkes bir yere kaçar gibi, pencerenin görüş alanından çekilmeye, görünmez olmaya çalışırdı.Pencere açılır, arkasındaki çift göz, içeridekileri süzer ve birini, çoğu zaman sebepsiz yere, dışarı çağırırdı. Koğuşun moralini bozmak, kolektif ruhu çökertmek için seçilmiş bir kurban...
(Tanıtım Bülteninden)
Internet Explorer tarayıcısının 9.0 ve daha eski sürümlerini desteklememekteyiz. Web sitemizi doğru görüntüleyebilmek için tarayıcınızı güncelleyebilirsiniz, güncelleyemiyorsanız başka bir tarayıcıyı ücretsiz yükleyebilirsiniz.