İnsan, nerede doğarsa doğsun, anlam arayışıyla doğar. Kimimiz bu arayışı çocuklukta bir oyunla, kimimiz gençlikte bir sorguyla, kimimiz de olgunlukta bir sessizlikle fark ederiz. Benim için bu arayış, iki farklı dünyanın arasında geçen bir hayatın sessiz sorusu olarak doğdu. Almanya’da başlayan, Türkiye’de devam eden bir yaşamın iki uç noktasında, kültürlerin, dillerin, değerlerin ve düşünme biçimlerinin arasında gidip gelirken, hep aynı soruyla karşılaştım: İnsan ne için yaşar?Bu soru, yalnızca kişisel bir merakın değil, bir çağın krizinin de yansımasıydı. Modern çağ, insana birçok şey sundu: hız, teknoloji, konfor, bilgiye kolay erişim… Fakat tüm bunların ortasında, insanın kendine yönelttiği en eski sorular, belki de hiç olmadığı kadar cevapsız kaldı. Geliştikçe kaybolan, ilerledikçe yabancılaşan, sahip oldukça eksilen bir varlık hâline geldik. Bu kitabı yazmaya iten temel duygu da buydu: çağın gürültüsü içinde insanın kendi iç sesini yeniden duyabilme arzusu.
(Tanıtım Bülteninden)
Internet Explorer tarayıcısının 9.0 ve daha eski sürümlerini desteklememekteyiz. Web sitemizi doğru görüntüleyebilmek için tarayıcınızı güncelleyebilirsiniz, güncelleyemiyorsanız başka bir tarayıcıyı ücretsiz yükleyebilirsiniz.