Avrupa’da devlet geleneğinin inşası dendiğinde akla genellikle erken modern dönem savaşları veya hükümdarlar ile tebaa arasındaki toplumsal sözleşmeler gelir. Ancak Anna Grzymała-Busse, Kutsal Temeller adlı bu ufuk açıcı kitabında sarsıcı bir tez öne sürüyor: Orta Çağ Katolik Kilisesi, Avrupa’da devlet geleneğini tesis eden en temel güçtür.
Orta Çağ’ın en zengin ve en organize siyasi aktörü olan Kilise, hükümdarlarla yalnızca rekabet etmekle kalmadı; onlara yönetim kurumları, hukukun üstünlüğü ve parlamenter temsil için hayati şablonlar sundu. 11. asırda başlayan Papalık çatışmaları, Avrupa’daki bölgesel otoriteyi parçalayarak şehir özerkliği ve egemenlik fikirlerinin tohumlarını attı. Kraliyet kâtipliklerinden vergilendirme sistemlerine, mahkemelerden meclislere kadar pek çok seküler devlet kurumu, Kilise’nin organizasyon becerisi ve beşerî sermayesi üzerinde yükseldi.
Internet Explorer tarayıcısının 9.0 ve daha eski sürümlerini desteklememekteyiz. Web sitemizi doğru görüntüleyebilmek için tarayıcınızı güncelleyebilirsiniz, güncelleyemiyorsanız başka bir tarayıcıyı ücretsiz yükleyebilirsiniz.