PLEVNE KAHRAMANI: GAZİ OSMAN PAŞA
Rus Çarı II. Aleksandr, karargâh kilisesindeki ayin sırasında aniden yere yığıldı. Generalleri onu hiç böyle çaresiz ve çökmüş görmemişti. Toplanan savaş konseyinde, yenilmez sanılan Rus ordusunun kurmayları telaşla birbirine bakarken, Aleksandr fısıltıyla o ağır cümleyi kurdu: “Plevne’den vazgeçmek zorundayız...”
Aylardır devasa bir orduyu derme çatma toprak siperlerde tek başına durduran bir kumandan, koskoca bir imparatorluğun sinir uçlarıyla oynuyordu. Plevne nihayet düştüğünde Çar, titreyen elleriyle kaleme sarıldı ve büyük aşkı Katya’ya şu satırları yazdı: “Osman Paşa’nın teslim olduğunu duyduğumda, kulaklarıma inanamadım!”
Gazi Osman Paşa’nın hikâyesi yalnızca Plevne tabyalarında başlayıp bitmez. Tokat’tan İstanbul’a, Kırım’ın çamurlu siperlerinden Yemen’in kavurucu çöllerine uzanan uzun bir imparatorluk ömrünün içinde şekillenir. Plevne’yi geçit vermez kılan tahkimat zekâsı; Bursa’nın tepelerinde harita çizerken, Lübnan’ın dağlarında gerilla taktikleri öğrenirken kazanılmıştır.
Elinizdeki eser de yalnızca bir askerî dehanın hamasi portresi değildir. Mesut Karakulak, kahramanlığın nasıl üretildiğini ve hangi siyasi ihtiyaçtan doğduğunu cesurca sorguluyor. Esaretten dünya yıldızı olarak dönen Osman Paşa’yı Yıldız Sarayı’nın yaldızlı koridorlarında bekleyen büyük tuzağı, Sultan Abdülhamid ile arasındaki tehlikeli dengeyi ve “Gazi” unvanının arkasındaki altın kafesi gün yüzüne çıkarıyor.
Internet Explorer tarayıcısının 9.0 ve daha eski sürümlerini desteklememekteyiz. Web sitemizi doğru görüntüleyebilmek için tarayıcınızı güncelleyebilirsiniz, güncelleyemiyorsanız başka bir tarayıcıyı ücretsiz yükleyebilirsiniz.