Osman Şahin öykücülüğünde bir başyapıttır Mahşer. Kendi anlatıcılık yolculuğunda önemli bir dönemeçtir; yeniedebiyatımızın kuruluşunda, Türkçenin söyleyiş özelliklerini edebî dile taşımada yetkin bir dil işçiliğiyle karşımıza çıkaranlatıcımız.Mahşer, Osman Şahin öykücülüğünde bir aşama. Birçok olumsuzlamadan arınarak varılan bileşim. Bir Doğu anlatıcısı tavrı.Evrensel bir soluk. Renkli, tutkulu, yoğunluğu olan kuşatıcı bir evren. Tutkulu bir yazarlık tavrı. Dil ve anlatımındaki yetkinlikher bir öyküsünde kendini gösterir.O, bu anlatımcı tutumuyla, metaforu bir “edebî mecaz” olmanın ötesine taşıyarak; gündelik yaşamda kullanılan dilikanatlandırır, özgün anlatımı ve dilsel yaratımıyla ele aldığı konuyu, yansıttığı temayı derinlikli biçimde öne çıkarır. Bunu dahiç süsleme yapmadan oluşturduğu dilsel söylemiyle gerçekleştirir.Feridun AndaçMahşer’deki bu aşamayı kendi öykücülüğümde geldiğim yetkinliğe bağlıyorum biraz. Çok çalışmama bağlıyorum. Mahşergibi dişli konular yazarını çok çalıştırır. Birkaç kez yazmakla konuyu sayfalarınızda öğütemezsiniz. Yazarlık yaşamımdakihem en uzun hem de en çok çalıştığım öyküdür Mahşer.Doğu anlatıcısı tavrıma gelince, bu tamamen çocukluğumun geçtiği yörelerden kaynaklanıyor. Toroslar’da geçmiş çağlarınbirikimini taşıyan göçebe kişiler çok tutkulu insanlardı. Her şeyi uçlarda, yoğun şekilde yaşarlardı; aşkı, kini, öfkeyi, ölümü...Konuşmalarının bir ucu biraz destan, masal kokardı. Bunların içinde roman kahramanı olabilecek pek çok insan vardı.
(Tanıtım Bülteninden)
Internet Explorer tarayıcısının 9.0 ve daha eski sürümlerini desteklememekteyiz. Web sitemizi doğru görüntüleyebilmek için tarayıcınızı güncelleyebilirsiniz, güncelleyemiyorsanız başka bir tarayıcıyı ücretsiz yükleyebilirsiniz.