Sesi, canavar gibi esen rüzgârın uğultusunda ve sobadan yayılan odun çıtırtılarında yok olup gitmişti. Odanın ve bedeninin sıcaklığı her saniye artarak onu çepeçevre kuşatıyordu. Ellerini kaldırmayı denedi fakat başarılı olamadı. Yirmi üç yıla sığan yaşantısı geçiyordu gözlerinin önünden. "Çocuğumu kucağıma alamadan mı öleceğim?" diye içinden geçirdi. Alnından dökülen ter damlacıkları göz çukurlarına süzülüyor, gözleri acıyla seyiriyordu. Ter ve ateş, iyiden iyiye iradesini felç etmiş, vücut mekanizmasını hasara uğratmıştı. Gözleri kararıyor, bedeni zangır zangır titriyor, midesi bulanıyor ve elleri karıncalanıyordu.
(Tanıtım Bülteninden)
Internet Explorer tarayıcısının 9.0 ve daha eski sürümlerini desteklememekteyiz. Web sitemizi doğru görüntüleyebilmek için tarayıcınızı güncelleyebilirsiniz, güncelleyemiyorsanız başka bir tarayıcıyı ücretsiz yükleyebilirsiniz.