Genç adam, yaşam ile ölüm arasında gidip gelen bir girdabın ortasındaydı. Zemheri bir soğuğun içinde, beline kadar yükselen karlara bata çıka yürümeye çalışıyordu. Her adımındadondurucu rüzgâr, yüzünü keskin bir bıçak gibi yalıyordu. İliklerine kadar işleyen soğuk, onu bitap düşürüyor, nefesini adeta kesiyordu. Ellerini ovuşturarak biraz olsun ısınmaya çalışsa dabu beyhude bir çabaydı. Neredeydi, nasıl buraya gelmişti? Bunları hatırlamıyordu. Tek bildiği, aklından bir an olsun çıkmayan o buz mavisi gözlerdi.Mira...Ayaz, kalbini kor gibi yakan, onu hem üşüten hem de ısıtan bu gözleri düşündükçe, yorgun bedenine küçük de olsa bir sıcaklık yayılıyordu. Günlerdir, belki de daha uzun bir süredir bu arafdediği yerde sıkışıp kalmıştı. Onu buradan kurtarabilecek tek şey Mira'ya kavuşma arzusu ve bu sevdanın verdiği güçtü.Yorgun bedeni, soğuğun pençesinde direnmeye çalışıyordu,ama ruhu, Mira için savaşmaya devam ediyordu.
(Tanıtım Bülteninden)
Internet Explorer tarayıcısının 9.0 ve daha eski sürümlerini desteklememekteyiz. Web sitemizi doğru görüntüleyebilmek için tarayıcınızı güncelleyebilirsiniz, güncelleyemiyorsanız başka bir tarayıcıyı ücretsiz yükleyebilirsiniz.