Kilisenin gölgesinde büyüyen, ancak dinin sınırlarını zorlayan bir deha: John Locke.Modern dünyanın kurucu babalarından Locke, Hristiyanlığın özünü dogmalardan, mezhep kavgalarından ve kilise baskısından arındırarak saf akıl süzgecinden geçiriyor. Akılcı bir dindarlığın mümkün olup olmadığını sorgularken; inancın körü körüne bir teslimiyet değil, ahlak ve adaletle şekillenen bir bilinç durumu olduğunu savunuyor.Siyasi liberalizmin ve hoşgörü fikrinin felsefi temellerini atan bu öncü metin, din ile devlet, inanç ile akıl arasındaki o hassas dengeyi yeniden kuruyor. Locke'un felsefesi, bağnazlığın karanlığına karşı aydınlanmanın en berrak ışıklarından birini yakıyor.İnancın akılla, özgürlüğün vicdanla buluştuğu bu modern klasiği yeniden keşfetmeye hazır mısınız?
(Tanıtım Bülteninden)
Internet Explorer tarayıcısının 9.0 ve daha eski sürümlerini desteklememekteyiz. Web sitemizi doğru görüntüleyebilmek için tarayıcınızı güncelleyebilirsiniz, güncelleyemiyorsanız başka bir tarayıcıyı ücretsiz yükleyebilirsiniz.