İnsan on yaşını biraz geçtiğinde sırtını ailesine döner, yüzünü dış kapının ardına çevirir. Evden henüz çıkmıştır veya eşikte telaşla ayakkabılarını giyiyordur. Çocukluğundan koşar adım uzaklaşmak ister. Otuz beşini aştığında ise ayakları onu usulca evine geri getirir. Az gitmiş uz gitmiş, dere tepe düz gitmiştir. Fakat vardığı yer, sırtını döndüğü evi olur. Artık “arpanın boyu”nu hesap etme vakti gelmiştir.
Bu kitap, evden henüz çıkan bir ergen ile artık eve dönen bir yetişkinin karşılaşma ânına odaklanır. Yetişkin “Sen giderken ben dönüyordum.” dememek için dilini ısırır. Çünkü gencin hâlinden anlar. İster ki herkesin zaten kendi yolundan gitmeye devam edeceği bu karşılaşma, yolu ve yolculuğu sevmeye vesile olsun. Bu yüzden diline hâkim olur, sözünü ölçüp biçer. Fakat acemilikten haklılığa, alınganlıktan güzelliğe kadar pek çok konu hakkında konuşmaktan geri durmaz. Bazen bir şiiri, bazen bir filmi bahane ederek “yolda olma”yı güzeller; hem yazar hem de çizer.
Internet Explorer tarayıcısının 9.0 ve daha eski sürümlerini desteklememekteyiz. Web sitemizi doğru görüntüleyebilmek için tarayıcınızı güncelleyebilirsiniz, güncelleyemiyorsanız başka bir tarayıcıyı ücretsiz yükleyebilirsiniz.