İzlediğimiz sanatçılar, tiyatronun formuyla içeriği arasındaki ilişkinin sabit olmadığını gösterdi: bazen form (sahne-mekan, ışık, nesne) ikincil görülürken; bazen form, anlamın primi haline geldi (Appia, Svoboda, Wilson). Politik tiyatro geleneği (Piscator, Brecht, Boal) formu politik pedagojinin bir aracı olarak kullandı; Grotowski, Bausch ve Kantor ise formu insan bedeninin ve hafızanın araştırma aracı kıldı. Bu diyalektik, tiyatronun hem epistemolojik bir araç (bilgi üretimi) hem de estetik bir nesne olarak işlev görmesini sağladı; farklı yaklaşımlar, biçim ve içerik ilişkisini farklı epistemolojik önermeler üzerinden yeniden kurdu.
(Tanıtım Bülteninden)
Internet Explorer tarayıcısının 9.0 ve daha eski sürümlerini desteklememekteyiz. Web sitemizi doğru görüntüleyebilmek için tarayıcınızı güncelleyebilirsiniz, güncelleyemiyorsanız başka bir tarayıcıyı ücretsiz yükleyebilirsiniz.